Türkiye-A.B.D. arasındaki 100 Milyar Dolar ticaret hedefi ulaşılabilir bir hedef mi?

Türkiye-A.B.D. ilişkisini bilindiği gibi kötü etkileyen sorunlara rağmen - Türkiye’nin Rus S-400 füze savunma sistemini alması ile artan son olaylar da dahil – A.B.D. ve Türkiye, oldukça yüksek bir hedef olan 100 milyar dolar ticari hacim hedeflerini artırmak üzere etkin bir şekilde çalışmaktadır.

Başkan Donald Trump ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan, NATO müttefikleri ile G20 üyeleri arasındaki ticareti 20 milyar dolardan 100 milyar dolara kadar önemli oranda artırma hususunda anlaşmışlardır. Geçtiğimiz Kasım ayında Trump: “Rakamın kuşkusuz 100 milyar dolar olması gerektiğini düşünüyoruz ki bu, Türkiye için harika bizim içinse iyi bir şey olur. Böylece büyümüş oluruz.” şeklinde ifade etti.

Başkan Erdoğan da geçtiğimiz Kasım ayındaki Beyaz Saray toplantısında politik meselelerin ticari amaçlarla karıştırılmaması gerektiğini ve ticaret bakanlarının 100 milyar dolar eşiğine ulaşmak üzere şu sıralar yoğun yatırımlar yaptığını vurguladı.

Türkiye ve A.B.D. arasındaki ticaret geçen yıl toplamda yaklaşık 20 milyar dolara ulaştı. İş dünyasında da bilindiği üzere, Türkiye-A.B.D. ticari ilişkileri henüz tam potansiyeline erişmemiştir. Hacmin artırılması için bu yıldan başlayarak elde edilecek birçok fırsat bulunmaktadır.

Türkiye yükselen piyasası ile bilinmektedir ve dünyanın yeni endüstrileşen ülkelerinden biri olan Türkiye, dünyanın en iyi 20 ekonomisinin bulunduğu G20’nin de bir üyesidir. 

Bugün 1,800 A.B.D şirketi Türkiye’de faaliyet yürütmekte ve bunların bir çoğu Amerikan Fortune 500 firması olup ürünlerini Türkiye’de üretme sözünü vermiştir. Bu Amerikan şirketler ile iştiraklerinde 80,000 Türk işçi çalışmakta ve geçen yıl Türkiye’de elde edilen gelir toplamda 35.4 milyar doları bulmaktadır.

Ticaret hacmini A.B.D ve Türkiye arasında 100 milyar dolara taşımak ne kadar mümkün? Öncelikle, iki taraf arasındaki güven en önemlisi. Birçok Amerikan şirket, Türkiye’nin stratejik konumu, değerli kaynakları ve nitelikli iş gücünü kullanmak üzere Türkiye’yi yatırım merkezi olarak tercih etmeye devam ediyor. Aynı zamanda Türk şirketlerin de farklı sektörlerde A.B.D.’de yatırım yapmaya başladıklarını da biliyoruz. A.B.D. ve Türkiye iş temsilcilikleri, 100 milyar dolar hedefine ulaşmak için net bir yol haritası çizmek üzere sürekli olarak ziyaretler yapmaktadır.

Bu hedefe ulaşmak için en önemli şey her iki ülke arasında serbest ticaret anlaşmasının yapılmasıdır. A.B.D.’nin 20 ülke ile 14 serbest ticaret anlaşması bulunmaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları yüksek standartlara, düşük maliyetli ürünlere erişimi artırmakta ve daha fazla büyüme, randıman, yenilik, rekabet edebilirlik ve tarafsızlık sağlamaktadır. Turkish Caucus Üyesi Temsilci Alex Mooney 6 Ekim 2015 tarihinde Serbest Ticaret Anlaşması yasasını tanıtmıştı, fakat bu hususta bir yasa çıkarılmadı.

Ayrıca bazı engeller de şu anki ticari ilişkinin önünü tıkamaktadır. Mesela, Türkiye çelik ve alüminyum ürünlerde yüksek gümrük tarifelerine tabidir ve A.B.D.’nin gümrük tarifelerini %50’den %25’e çekme kararı bulunsa da Türk şirketler için bu yüzdeler hala pek adil değildir. Gümrük tarifelerindeki daha az bir düzenleme çelik ihracatlarına en az 500 milyon dolar katkı sağlayacaktır.

Türkiye aynı zamanda Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GSP)’ne katılmış olan 120 ülkeden biridir ki bu sistem 1975 yılından bu yana etkin olan en eski ve geniş A.B.D. ticaret tercih programıdır. Trump yönetimi geçen sene Türkiye’yi bu programdan çıkarmıştır; fakat hedeflere ulaşmak adına bu durumun bu sene çözüleceği umudu hala vardır. 

A.B.D. ile Türkiye arasında yürürlükte olan mevcut çifte vergilendirme anlaşması tekrar değerlendirilmeli ve gözden geçirilmelidir. Türk girişimlerin ve küçük orta ölçekli işletmelerin özellikle teknoloji dünyasındaki yeri olağanüstü düzeyde büyümektedir ve bu da Amerikan şirketlerin satış kanalları ile ilişkilendirilmelidir.

Kısa, orta ve uzun vadedeki 100 milyar dolarlık bir hedef yol haritası planlamalı ve hükümetler ve özel sektörler arasında iş birliği ile yürütülmelidir.

A.B.D. ve Türkiye, ekonomide daha sağlam yollar inşa ederek, açık bir iletişim kurup içten bir iş birliğine dönerek ortak paydada ve amaçta buluşabilir ve bu şekilde ilişkileri sağlamlaştırabilir. A.B.D. ve Türkiye arasındaki ticari gelişmeler ve diplomasi oldukça kritiktir.

Ekonomik olarak güçlü bir Türkiye, hem bölgesel hem de global etkenler açısından önem taşır. Değişen dünyada Türkiye’nin A.B.D. ile iş birliğinde eski günlere dönmesi kaçınılmazdır. Bu da ancak yeni ekonomik çözümlerin uygulanacağı yenilikler ve net bir yol haritası ile mümkündür.

Bu yıl daha iyi ve güçlü bir ticaret hacmi göreceğimizden umutluyum.